Maçkolik iddaa

tam saha pres yapan futbol blogu..
Nis 3

Patrick Vieira : “37 yaşındaki bir oyuncuyu geri çağırmak bir zayıflık göstergesidir, çaresizliktir”

Sir Alex Ferguson : “Britanya’nın son 20 yılındaki en iyi orta saha oyuncusunu oynatmak çaresizlikse, bunu kabul ederim. Ama eğer çaresizlikten bahsedeceksek, oyuna girmeyi reddeden, menajerlerinin ‘bir daha asla oynamayacak’ dediği ve 5 ay Arjantin’de tatil yapan birini geçen gün oynattılar. Acaba bu çaresizlik anlamına gelir mi?”

Patrick Vieira ve Sir Alex arasındaki polemiğin galibi bana göre Sir Alex’ti. Bugün Blackburn deplasmanında alınan galibiyetten sonra şampiyonluk neredeyse United’ın oldu. Kesin konuşmak için erken belki ama önümüzdeki fikstür ve form durumları pek çok şeyi anlatıyor bize.

United kış döneminde zorlanıyordu ve açıkçası orta saha rotasyonunun daralmasından çok, sorun lider eksiğiydi. Rio Ferdinand, Vidic, Rooney, Evra ya da Giggs. Hepsi büyük oyuncular ama liderlik açısından Scholes’un farklı meziyetleri var. Oyunu yönlendirmesi, direksiyonun başında olması ve takıma hükmetmesi pek çok defekti kapattı burası kesin ama saha dışında ve özellikle soyunma odasında bu takıma büyük bir güç verdiği kesin. Onun varlığı United’a 20. şampiyonluğu getirmek üzere.

Lig hariç bütün kulvarlarda başarısızlığa uğrayan Mancini puan farkı 8 olursa iş biter demişti, 5 oldu. Man City’nin form durumu böyle devam ederse Etihad’daki City-United maçı formaliteye dönüşür. Man City böyle devam etmez, toplarlar diyebilmemiz için hiçbir olumlu gösterge yok.
Read the rest of this entry »

Nis 2

Maç öncesi yaşanan gereksiz olaylar maçın önüne geçmesine rağmen ben bardağın dolu tarafına bakıp yaşanan olayların son dönemdeki kötü futbolu biraz ateşleyeceğini, takımı eski haline getireceğini düşünmüştüm. Nitekim biraz öyle de oldu. Orta sahadaki bariz düşüşe Baros ile Necati’nin uyumsuzluğu eklenince Fatih Terim 4-4-2′den vazgeçmemeli temennim vardı ki, İmparator bilindik sistem ve kadro ile çıktı maça.

7. dakikada Necati’nin harika golü ile başladı maç. Orta sahada aldığı topu sürüp kaleye adeta akıllı füze gönderdi. Golden sonra 4-4-2′nin nimetlerini çok iyi gördük ama bir türlü değerlendiremedik. Baskıyı arttırıp her iki kanatta da etkili olduk ama neredeyse her pozisyonda son pas ve son vuruşlarda yanlış ve kötü tercihler gelince fark bir türlü artmadı. Sadece bu maç için değil, genel olarak bakarsak Baros kesinlikle eski Baros değil. Alıştığımız Baros, hareket halinde sürekli yerinde duramayan, sürekli rakip defansı rahatsız eden, kendine ve takım arkadaşlarına pozisyonlar hazırlayan, gol atmasa da bir şekilde gol de katkısı olan Baros’du. İlk yarıda Melo’nun orta sahaya ağırlığını koyması, Orduspor’un takım halinde kapanması ve iyi paslaşmamız neticesinde kalemizde pek pozisyon vermedik. Orduspor’un orta sahadaki agresif oyunu onlara pek avantaj sağlamadı ve ileride kazandıkları topları iyi kullanamadılar.

Read the rest of this entry »

Mar 28

,

Artık siz mi katılırsınız, ya da bizim için çok geç deyip kardeş ve çocuklarınıza ya da mahallenin genç yeteneklerine mi haber verirsiniz? 3 dakikalık bir video ile futbol yeteneklerini sergileyen ve bunu yetenek yarışmasına gönderenler, Arsenal’in stadında Lugano, Boateng Srna ve Walcott ile bir araya gelecek. Indesit Futbol Yetenek Yarışması için son katılım tarihi 13 Nisan… Ayrıntılı bilgi bu adreste

/acetobalsamico.blogspot.com/

Mar 27

Louis Van Gaal’e göre o dünyanın en iyi cezasahası içi golcüsü. Her yanıyla ve her şekilde gol atabilen bir adam. Bugünlerde Mario Gomez ile kıyasa sokuluyor ki ondan daha teknik gollerin adamıdır Huntelaar.. 11Freunde çok güzel bir röportaj yapmış ve buraya kabaca çevirdim. Defans oyuncuları ile ilgili söyledikleri var ki okumalısınız..

-Siz eski moda golcü müsünüz?

Bununla neyi kastediyorsunuz?

-Artık modern golcü oyun kurulmasında aktif rol aldığı gibi savunmaya da yardım ediyor ve oyunun içerisinde oluyor.

Ben oyunun içerisinde olup topu sürekli istiyorum ama sonunda her şey gol atmak için.Eğer bir golcü orta sahada oynarsa kale önünden uzaklaşmış olur.Gücümü savunma yapmak için harcayamam zira o zaman gol atmak için ihtiyacım olduğu gücü bulamayabilirim.Aynı zamanda bu güç kaybı konsantrasyon eksikliğine de yol açar. O top ceza sahasının içerisine geldiğinde ben o kalenin önünde olmalıyım.

………

“Benim için matematik gibi bir şey. O durumda hesaplıyorum ve sistematik olarak en iyi çözüm yolunu arıyorum. Üç önemli noktaya kilitleniyorum:Rakip oyuncu nerede duruyor? Kaleci nerede? Ve benim pozisyonum nasıl? Bu üçgeni saliseler içerisinde ölçüp biçip kararımı veriyorum.Önemli olan nokta gole giden yol en basit yol olmasıdır.

Son bir kez kaleciye bakmıyor musunuz?

Daha çok onun vücut hareketlerine bakıyorum.Eğer öne çıkacak gibiyse aşırtma için kendimi hazırlıyorum ve yerinde bekliyorsa topu önüme alıp bire bir için zorlarım.Hızlı bir şekilde reaksiyon göstermişse eğer bende hemen şutumu çekiyorum çünkü hareket halinde olduğu için ikinci bir hamle için fazla şansı olmuyor.

Maçlardan önce kalecilerin misal videolarla analiz ederek zayıf ve güçlü yanlarını çalışıyor musunuz?

Pek değil. Frikik ve penaltılarda kalecilerin kimi özelliklerini önceden bilmek işe yarayabilir ama dürüst olmak gerekirse benim için kalede kimin olduğunun çok bir önemi yok. Ben daha çok kendi güçlü yanlarıma konsatre oluyorum.

Defans oyuncuları için de geçerli midir bu? Read the rest of this entry »

Mar 27

Okan Can Yantır, Esquire Türkiye’nin genel yayın yönetmeni.. Nisan sayısını, özel spor sayısı yapmaya karar verip beni aradığında çorbada tuzumuz Luciano Moggi olsun dedim. Moggi’nin Juventus yılları ve Calcipoli değil… Moggi’nin çıkış hikayesi ve çokça Maradona’lı Napoli dönemi.. Milan’a giden garip şampiyonluk… Derginin kapağında Messi var. Spor adına da dolu dolu yazılar…

acetobalsamico.blogspot.com/

Mar 23

Belki de Fenerbahçe için bu noktada asıl hedef Türkiye Kupası olmalı. Ligde her ne kadar play off mücadelesinde puan farkı yarıya da inecek olsa bugün gelinen noktada Türkiye Kupası’nı hem de Trabzonspor ve Galatasaray’ın elendiği bir ortamda kaldırma şansı az değil Fenerbahçe açısından.

Dün Samsunspor maçı gösterdi ki Fenerbahçe finale kadar yürüyebilir. Finale çıktığı noktada ise o malum neredeyse 30 yılı bulan yarım insan ömrü boyunca kazanamadığı kupa hasretinin psikolojik etkisini minimize edebilirse “İlahi Adalet” tecelli eder bu yıl. Bu kadar mental açıdan yorucu bir lig maratonunda Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi biletini alabilmesi ve üzerine yıllardır kazanamadığı Türkiye Kupası’nı kaldırması da aslında yıllarca dillere destan olacak bir hikaye yaratır 3 Temmuz sonrası.

Aykut Kocaman önderliğinde sezona onur mücadelesi vereceğiz diye başlayan bir takımın bu başarı çizgisini yakalamasını istiyorum ben Süper Lig’i önde göğüslemektense. Bana göre Süper Lig’de verebileceği en iyi mücadeleyi verdi bu takım. Ve yine sezon başında sahaya çıkarken heykeli dikilecek kadro diye tanımladığı 2011-2012 Fenerbahçe Futbol Takımı idari ve futbolcu kadrosu için Türkiye Kupası’nı kaldırabilme ihtimali, hem bir camiayı bu yıl fazlasıyla mutlu edecek, hem de ortaya konulan onur mücadelesini fazlasıyla güzel bir ödülle taçlandıracak bir son gibi duruyor.
Read the rest of this entry »

Mar 22

Zorlu Play-off dönemine girilmeden, Galatasaray’ın konsantre olmakta zorlandığı maç oldu. Play-off sonunda şampiyonluğa odaklanmış bir takımın, kupa maçında konsantre kaybı yaşaması normal fakat Fatih Terim’in takımında değil. İlk yarıda her şey Galatasaray adına iyi giderken, Aydın Yılmaz’ın sakatlanıp ikinci yarıya çıkamaması, takımın düzenini bozdu. Aydın çıkıp yerine Sabri giriyorsa, takımın hücum anlamında sıkıntı çekmesi beklendik bir gelişme. Sabri senelerce savunmasının sağında oynamış ve topla ilişkileri Aydın kadar iyi olmayan bir oyuncu. Aydın’ın çıkıp Sabri’nin girmesi ve ilk yarının başında Sivas’ın golü bulması, Galatasaray’ın konsantre olmakta zorlandığı maçı daha da konsantrasyonu zor bir maç haline getirdi. Galatasaray, ilk yarısı oldukça istekli gözüktüğü maçtan, ikinci yarının başında yediği gol ile daha da istekli gözükmesi gerekirken, daha isteksiz bir kimliğe büründü ve kupadan elendi. Sivasspor’un hızlı atağa çıkma özelliğini sonuna kadar kullandığı bir maç oldu.

mentalfutbol.com/

Mar 21

Rutine bağlayan ve artık heyecan vermeyen şampiyonluk yarışı Real Madrid’in son dakikada iki puan yaktığı Malaga maçı sonrasında bir “Acaba” yarattı. Ortada 33 puan var. Fark 8. Barcelona bu farkı kapatabilir mi? 8 yıl önce Valencia’ya +8′den yakalanıp geçilen Real Madrid sollanır mı? Camp Nou’daki maçı Barça’nın kazandığını varsayalım, eder 5 puan… El Clasico’ya kadar Barça’yı zorlayacak yakım göremiyorum. Belki Mallorca belki Levante ama düşük ihtimal… El Clasico sonrasında da en zor maç son hafta Betis ile görünüyor. Real Madrid, Osasuna ve Atletico Madrid deplasmanlarına gidiyor El Clasico öncesinde… El Clasico sonrasında ise Bilbao deplasmanı var, Bielsa-Guardiola kardeşliği arıza çıkartır… Barcelona-Real Madrid maçına kadar puan farkı 6′ya düşürse lig Camp Nou’da yeniden başlar..

acetobalsamico.blogspot.com/

Mar 18

98 Eylül’ü.. Derbi Kadıköy’de. Son 25 yılda izlemediğim tek Fenerbahçe-Galatasaray maçı. Askerde iki arkadaş radyodan dinliyoruz maçı.. Yok öyle pozisyon tekrarı falan, kim anlatıyor hatırlamıyorum da zaten. 10 dakika oldu maç başlayalı Vedat atıldı Galatasaray’dan, ardından Moldovan ve Baliç ile 20 olmadan 2-0’ı buldu Fenerbahçe… Rakip 10 kişi, kendi sahanda 2-0 öndesin. Erol Bulut’un bittiği gündü, o gün… Penaltıyı yaptı, oyundan atıldı; Galatasaray, Hagi’nin penaltısı ve Hakan Şükür’ün son dakikalardaki golüyle 2-2 ile gitti soyunma odasına…

Bu akşamki 14 yıl öncesini hatırlattı. İyi başladı Fenerbahçe.. Kadıköy’deki derbilerde gol şansının yanında olduğu akşamlarda rahat kazandığı 90 dakikaları hatırlatan bir golle… O dakikaya kadar esnek duran savunmasını Galatasaray iki defa yoklamıştı, final paslarını atamadılar. Auta çizgisine parelel giden ve canı auta çıkmak istemeyen top, son ayların en iyi Ziegler’i, iyi orta ve göğsünde bile yumuştmadan röveşatayı vuran Sow… Sonra, Simao’nun ilk yarı Fenerbahçe’ye attığı golden daha güzeli ya da o kadarı… Alex inanılmaz vurdu. Başka maçlarda direği sıyırır, ya da direkte patlardı ama doksandan içeriye gitti top. O dakikadan sonra Fenerbahçe için maçın kader anı, Stoch’un ceza sahasına sızıp kötü vurduğu pozisyondur. Orada üçü bulsa ikili averajını da lehine çevirip, maça son noktayı koyacaktı ev sahibi…
Read the rest of this entry »

Mar 8

Lionel Messi Leverkusen maçında attığı 5 gol ile Şampiyonlar Ligi tarihinde 64.maçında 49.golünü attı..Cristiano Ronaldo’nun Kariyerindeki 79 Şampiyonlar Ligi maçında 33 golü bulunuyor..Şampiyonlar Ligi traihinin en golcü ismi ise Raul,Raul’un 144 Şampiyonlar Lig maçında 70 golü bulunuyor..Messi böyle devam ederse Raul’un rekorunu zorlanmadan geçecek gibi gözüküyor ne diyelim Saygıyla eğiliyoruz..

riccardomontolivo.blogspot.com

« Previous Entries